EROL TATAR


Çadır yangınları..

Yeni bir yıla girerken insan yeni umutlarla doluyor. Geçen yıl yaşanan olumsuzlukları, kötü olayları unutup yeni bir sayfa açmak istiyor hayatına.

Ama televizyonlarda gördüğümüz kötü olaylar ister istemez insanı etkiliyor. Hele bir de ülkemizde yaşanan felaketler moralimizi bozuyor.

Gün olmuyor ki televizyon ekranlarında Van’daki deprem çadırlarında yangın çıkmasın. İnsanlar -10’larda seyreden gece ayazında soğuğa karşı hiçbir etkisi olmayan çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Tabi ki ısınmak için yaktıkları ısıtıcılar veya kurdukları sobalar bir anda çadırların tutuşmasına neden oluyor.

Allah aşkına Türkiye Cumhuriyeti hızlı adımlarla ilerlerken şu kara gün dostu dediğimiz Kızılay neden kendini geliştiremez? Dağıttığı çadırlara bakın, sanki kurtuluş savaşının yoksullukla mücadele eden milletin kısıtlı imkânlarla ürettiği çadırlar.

İnsanoğlu kutup soğuklarına dayanacak ısı yalıtımlı çadırlar üretirken bizim Kızılay’ımız yüz sene öncenin bezden çadırlarını deprem bölgesine gönderiyor. Ama Kızılay yöneticileri en lüks bürolarda oturup yüksek rakamlı harcırahlarını almaya devam ediyorlar.

Hani ne oldu, bundan bir kaç yıl önce Kızılay’daki yolsuzluk olayı? Birkaç gün gazetelerde yazıldı çizildi, sonra unutuldu gitti. Mahkeme sonucunu, suçluların aldıkları cezayı hatırlayan var mı? Herhalde örtbas edildi, bu yolsuzluk olayı.

Tabi ki benim bu sözlerim görevlerini büyük bir fedakârlık ve özveri ile yapan alt kademe Kızılay yöneticilerine değil.

Hani bir atasözü vardır, ‘damdan düşenin halinden damdan düşen anlar’ diye.

Van’daki depremzedelerin halinden de daha önce aynı acıları yaşamış biz Yalovalılar anlarız. 17 Ağustos depreminin üzerinden tam 11 yıl geçmesine rağmen acılarını hala yüreğimizde taşımaya devam ediyoruz.

Allah’tan yaza denk gelmesi sonucu, ilk bir iki ay barınma sorunu yaşamadık. Daha sonra kurulan prefabrik evlerimize taşınarak kışın karından, yağmurundan ve soğuğundan kurtulduk. Hatırlarsanız o zaman ki Bayındırlık Bakanı Koray Aydın bir söz vermişti, ‘iki ay içinde prefabrik evleri, bir yıl sonunda da kalıcı konutları teslim edeceğim’ demişti. Gerçekten de dediği zaman diliminde sözünü tuttu.

Unutmayalım ki 17 Ağustos depremi Marmara bölgesinin birçok ilinde etkili olmuş, on binlerce binanın yıkılmasına ve insanın ölmesine neden olmuştu. Van gibi sadece bir ili etkilememişti.

Ama bakıyoruz, bugün için depremin üzerinden tam iki ay fazla zaman geçmesine rağmen hala Van halkının büyük bir bölümü yukarıda da anlattığım o işe yaramaz çadırlarda yaşıyor. Devlet hala Van depremzedelerinin yaralarını sarabilmiş değil. En önemli ihtiyaçları olan barınma sorununu çözebilmiş değil.

En yakın zamanda insanların bu çadırlarda yaşama sorunu çözülür, bizler de televizyonlarda çadır yangını görüntülerini seyretmeyiz.

 


defa okundu.
04.01.2012



Copyright © HABERCİ GAZETESİ

İsmet Acar Caddesi 40/A Yalova | Telefon 0.226 814 13 32 - Fax: 0.226 811 03 00
habercigazetesi77@gmail.com