Yalova’da Kuvvây-ı Milliye Müzesi kurulacakmış.
Osmanlı Devleti Yalova’da kurulduğuna göre…
İster misiniz şimdi “milli direniş” Yalova’da başladı desinler.
Konu hakkında kendi görüşlerimi dile getirmek istemiyorum. 1921 yılının Şubat ayında İstanbul Hükümeti’nin ve Yunan İşgal Kuvvetlerinin atadığı Yalova kaymakamı Mehmet Rüştü Bey’in Adalar kaymakamlığı aracılığı ile İçişleri Bakanlığı’na yazdığı bir raporu, çok az bölümünü çıkararak, sadeleştirilmiş haliyle okuyucularımın bilgisine sunuyorum:
“İçişleri Bakanlığı Yüce Makamlarına
Devletli Efendim Hazretleri
Yunan işgali altında bulunan Yalova kazası Hükümet Konağı üzerinde, Yunan bayrağı dalgalandırılmaktadır.
Hükümet konağında kaymakamlık makamına ait olan oda, Yunan kumandanı ve çoğu odalar dahi Yunan memurları tarafından işgal olunmuş, belediye dairesinde bulunabilen oda, kaymakamlık makamı olarak tahsis edilmiştir. Kaymakamlık makamı, hükümet işlerini, hakkıyla değil, bir dereceye kadar olsun yerine getirmede başarılı olamayarak yetki ve imkânını başka yerlere göç edeceklere vereceğine, meşguliyetinin başlıca mesaisini işgal güçlerinin iskânlarını sağlama, motor ve araba alma, hayvanlarına yem ve saman temin etme işlerine yoğunlaştırmaktadır. Öteden beri silah araması bahanesiyle kasaba ve köylerin ileri gelenleri sürekli baskı ve tehdit altında bulundurularak birçoğu hapsedilmiş ve Gemlik’e sevk olunmuştur. Liman reisi, savcı, nüfus kâtibi dahi sevk olunanlar gurubundan olup bunların bazılarından hiçbir bilgi alınamamıştır. Kaza merkezi ve bağlı mahalleleri, köyleri, Ermeni ve Rum halkından oluşturulan çeteler basmakta ve yolda rastladıkları Müslüman halkın mallarını ve hayvanlarını gasp etmekte ve bazılarını öldürmekte oldukları ortaya çıkan şikâyetlerden ve yollarda tesadüf olunan cesetlerden anlaşılmaktadır.
…
İskelede odun ve kömür tüccarlarının mevcut kömür ve odunları, işgal güçleri tarafından alınmıştır. Vergi toplamak için köylere giden tahsildarların üzerlerindeki paralar gasp edilmiştir. Kendileri dövüldükleri için buralara görev yapmaya gidememekte ve tahsilât yapamamakta bu sebeple memurlar da dört aydır maaş alamayarak ihtiyaç ve perişanlık içinde bulunmaktadır.
Belirtilen sebeplerden dolayı korku ve dehşet içinde kalan mahalli halktan fırsat ve imkân bulabilen “yirmi” haneye yakın insan, İstanbul’a nakledilmiş ve sığınabilmişlerdir. “Yirmi” gün önce kasabanın etrafı tel örgü içine alınarak bazı bölgelere de siperler yapılmış ve top konuşlandırılmıştır. Postanın denetlemeye tabi bulunmasından dolayı resmi yazılar dahi incelenmekte ve değerlendirilmekte olunmasına bağlı olarak bölgenin durumu hakkında kazadan bildirimde bulunmak mümkün değildir. Kazada bir jandarma erinin dahi olmayışı Müslüman halkta can güvenliği için ufak bir umut ışığı bırakmamıştır. Kasaba köylerindeki bazı değirmenler çalışamaz duruma sokulmuştur. Tehlikeli ortamdan dolayı Müslüman halk bir köyden diğerine gidememekte ve tarlalarını ekememektedir. Ziraatın yok edilmesi ise daha ziyade zaruret ve perişanlığı gerekli kılacaktır. Bir başka mahzurlu bildirim, Müslüman halkın geceleri zorbalıkla hanelerinden alınmalarıdır. İslamların sürekli baskı altında bulundurulmaları yüzünden umutsuzluk ve çaresizlik ile ortaya çıkabilecek ufak bir hareket, halkın boğazlanmasına veyahut Milli Kuvvetler tarafından yapılacak bir saldırı, Müslüman halkın telefi ve yok edilmesi için Yunanlılarca bir sebep sayılacağının apaçık olduğu arz edilir. Bu konudaki sözlü ve yazılı buyruk ilgili kişi için emirdir. Şubat 1921, Yalova Kaymakamı Mehmet Rüştü (Başbakanlık Osmanlı Arşivi: DH. EUM. AYŞ./ 76-17/1337-Ca-25.)
Aynı tarihlerde Kabaklı köye Kaymakam olarak atandığı iddia edilen Demir Hulusi Bey’den de bahsedilir.
Demir Hulusi Bey’i de çok araştırdım.
Lehte veya aleyhte hiçbir resmi belgede şimdilik adına rastlayamadım.
Sadece 1926 ve 1927 yıllarında Demir Hulusi Bey’e ait 10’a yakın Osmanlıca tapu suretlerinin aslı elime geçti. Tapular üzerindeki künyeler şöyledir:
Tapu sahibinin ismi, şöhreti ve tabiiyeti: Osman Oğlu Demir Hulusi Bey…
Pederinin ismi: Türkiye
Araziyi alma şekli: Hazine-i Maliye’den Ferâgan…
Sonra hepsini üçüncü şahıslara satmış.
Şimdi…
1921 yılında Ankara Hükümeti tarafından Yalova’ya atandığı söylenen, 1927 yılı sonunda Taşköprü’nün deniz tarafındaki büyük çiftlik arazilerini üstüne geçiren, defalarca Yalova’ya gelen ve Kuvvây-ı Milliye’nin kurucusu Atatürk’le hiç görüşmeyen gizemli bir kaymakam Demir Hulusi Bey bir tarafta…
Yunan işgal güçlerinin emrinde çalışan ve İstanbul Hükümeti’ni temsil eden Mehmet Rüştü Bey diğer tarafta…
Yalova kaymakamları…
Ve Yalova’da şehit edilen “on bin” civarındaki masum insanımız…
Halkımıza yapılan soykırımın tarihi, 1921 yılı, Mart, Nisan, Mayıs ayları…
Yani her iki kaymakamın iş başında olduğu dönem…
Bu duruma göre Yalova’daki Kuvvây-ı Milliye anlayışını değerlendirme konusunu…
Siz değerli okuyucularımın takdirine bırakıyorum.
Ve…
Nasıl ki 80 yıl öncesinin mülk edinme, tapulama ve satış işlerini belgelendirdiysem…
Şimdi bekleyiniz…
Yalova’nın son 10 yılını da aynı tür belgelerle kamuoyunun bilgisine sunma çalışmalarına başladım.
Ki…
Allah’ın bildiğini, kullarından saklamayalım.
|