Van depremi akabinde yıkılan ve ağır hasar gören binaların çokluğu sebebiyle Sayın Başbakan’ın, verdiği demeçlerde, seçim kaybetme pahasına da olsa kaçak inşa edilen yapıların yıkılması için yeni bir kanuni düzenlemeye gidileceğini, özellikle yetkilerin merkezi hükümet (Bakanlıklar) tarafından kullanılacağını ifade etmesi şahsen benim zihnimi karıştırmıştır. Çünkü AK Parti hükümetinin iktidara gelişinden bugüne kadar yaptığı kanuni düzenlemelerle yerel yönetimlere vermiş olduğu destek herkesçe bilinen bir gerçektir. Bilhassa, T.B.M.M. Genel Kurulu’nca 2004 yılında kabul edilip onay için Cumhurbaşkanlığına gönderilen 5.227 sayılı “Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki Kanun”, o günkü Cumhurbaşkanımız tarafından, birçok maddesinin Anayasa’nın 127 maddesinde belirtilen ‘idari vesayetin merkezi idarede olduğu’ hükmüne uygun düşmediği ve yerel yönetimlere geniş yetki tanınması gerekçe gösterilerek, tekrar görüşülmek üzere T.B.M.M.’ne iade edilmiştir. Yerel yönetimlere bu kadar önem veren hükümet, daha sonra kanımca gereksiz ve hatalı bir adım atmış, Temmuz 2011 tarihinde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin Ç bendinde yapmış olduğu düzenleme ile, yerel yönetimlerin kullanabileceği bazı yetkileri merkezi idareye aktarmak suretiyle merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki ağırlığını artırmıştır. Kaçak yapılarla ilgili uygulamalar İmar Kanunu’nun 32. maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen maalesef siyasi geleceğini öncelikleri arasında gören birçok yerel yönetici, ödenek veya ekipman olmadığı veya ihaleye çıkılsa bile ihaleye kimsenin girmediğinden bahisle yıkım işine asla yanaşmamaktadır. Sergilenen davranış görevi kötüye kullanmak veya ihmal olup, konusu suç teşkil etmektedir. Şimdi bu durumda yerel yöneticilerin yetkilerini gereği gibi kullanmadığından bahisle yeni bir kanuni düzenlemeye gidip bu yetkilerin merkezi idareye aktarılmasına karşıyım. Çünkü kişinin sorumluluğunu yerine getirmediği bu tür durumlarda sistemin özünün değiştirilmesini demokrasinin kökleşmesi açısından sakıncalı buluyorum. Şayet böyle bir düzenleme gerçekleşirse, o zaman 2004 yılında çıkartılan ve yerel yönetimlere bir hayli geniş yetki tanıyan 5.227 sayılı Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki Kanun’un ruhuna ters düşüleceği aşikardır. Ülkemizde yasalar Anayasa’ya uygun olarak çıkartılmasına rağmen ihmalkarlıklar veya uygulamadan doğan aksaklıklar fırsat bilinerek işlevsiz hale getirilmektedir. Bu durumu düzeltmek için yeni bir yasa yapımından ziyade mevcut yasa maddelerini işlevsiz hale getirmek suretiyle kendisine ikbal arayanlardan ciddi şekilde hesap sorulmalıdır. Bugün, Konya ve Kayseri gibi illerimizde aynı yasaların uygulanması sonucu ne bir kaçak yapı ne de bir gecekondu görmeniz mümkün değildir. Sorunun çözümü sistemde değil kişilerin uygulamalarında aranmalıdır. |