Filistin’in 1948’de İsrail’in kurulması ve akabinde 1967 ve 1973 Arap-İsrail savaşlarında kaybedilen Filistin topraklarını geri almak için kurulan Hamas, (İslami Kurtuluş Örgütü) İsrail-Filistin anlaşmazlığında başta ABD ve İsrail olmak üzere çoğunlukla Batı dünyası tarafından “terör örgütü” olarak değerlendirilirken, özellikle Türkiye, Suriye ve İran’ın gözünde meşru seçimle iş başına gelmiş siyasi parti konumundadır.
Filistin içinde ise Hamas, Mahmut Abbas’ın liderliğindeki El-Fetih için ülke içinde bölücülük yapan ve dolayısıyla Filistin davasında süreci baltalayan oluşum şeklindedir. Gazze’de yapılan seçimlerde halkın büyük çoğunluğunun oyunu alarak iş başına gelen Hamas, Filistin’i iki başlı hale getirmekle de itham edilmektedir.
Hamas’ın siyasi lideri Halit Meşal, 1999 yılında ikamet ettiği Ürdün’den çıkarıldıktan sonra, o tarihten bu yana Suriye’nin başkenti Şam’da yaşamaktadır. Esad yönetimi de İsrail’e karşı Hamas’ın arkasında güç olmakla birlikte ülke içinde prestijini koruma ve arttırmada etkili bir enstrümandır. Netice itibariyle Esad Hamas’ın merkez bürosunun ülkesinde olmasından bir sıkıntı yaşamamaktadır.
Lakin Arap topraklarında demokrasi rüzgârlarının esmeye başlamasıyla, eski alışılmış düzenler bir bir yıkımla değişmeye başlamıştır. Son olarak Suriye’deki gösterilere karşılık Esad rejiminin silahla müdahale etmeye başlamasıyla ülke tam bir kaos ortamına sürüklenmiştir. Bilindiği üzere bunun en büyük nedeni de halkın köklü reform çağrılarına Esad’ın kulak asmaması ve bildiğini okumaya devam etmesidir. Neticede diğer ülkelerdeki gibi kısa olmasa da Suriye’de Esad hanedanlığının sonuna doğru gelinmektedir. Bunun farkında olan Hamas’ta merkez bürosunu Şam’dan hangi ülkeye taşıyacağını şimdiden hesaplarını yapmaya başlamıştır.
Uluslararası basın Türkiye’nin meşruiyetini tanıdığı Hamas’ı kendi topraklarında merkez bürosunu açmasına müsaade edeceğini, hatta devletin Hamas’a maddi yardım bile yapacağını iddia etmektedir. Gerçekte Türkiye’nin Hamas ile bir probleminin olmadığı, Gazze şeridinin yasal temsilcisi olduğunu kabul etmektedir fakat uluslararası dengeler bakımından topraklarında buna izin vermesi, hele hele para hibe etmesi pek mümkün değildir.
Esasında Türkiye Filistin’de Hamas ve El-Fetih taraflarının tek bir yönetim hususunda el sıkışmalarını istemektedir. Böylelikle davanın haklılığını bir kat daha güçlenecek, İsrail’in Filistin terörü savları kendine haklı zemin bulamayacaktır.
Diğer taraftan İran, “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı ile Sünni bir oluşum olan Hamas’a destek vermektedir. Tahran yönetimince bölgesel tehdit ve düşman kabul edilen İsrail’e yönelik kullanacağı en kuvvetli kartlar Hamas ve Hizbullah’tır. Dolayısıyla Suriye’de yaşanan kaos ve istikrarsızlık ortamı İran’ı huzursuz etmektedir. Çünkü Esad’ın düşmesi ile bölgede Şii koridoru kapanacak, İran İsrail’e karşı Hamas kartını yitirme ihtimali artacaktır. Önemli olan mesele İran için İsrail’in kıskaca alınmasındır. Elbette bunun içinde Hamas ve Hizbullah’ın misyonu son derece önemlidir.
İşte bu nedenle Hamas’ın Türkiye’de büro açma söylentisi bile başta İran’ı rahatsız edecektir. Aslında İran her ne kadar Esad rejiminin arkasındayız mesajları verse de, Esad sonrası Suriye’nin planlarını da yapmaya devam etmektedir.
Türkiye, Hamas’a ülke topraklarını açması koşullar dâhilinde stratejik hamle olmayacaktır. Belki bölgede, Arap dünyasında Türkiye’nin prestijini yükseltecek bir hareket olarak görülebilir fakat İsrail ile tansiyonun arttığı bir dönemde diyalogları işin içinden çıkılmaz bir hale getirebilir. Ayrıca Gazze’den İsrail tarafına gerçekleşecek herhangi bir olumsuz eylemde, şimşekler direk Türkiye’nin üzerinde olacaktır. Bu meselede dikkatli olmalı ve rasyonel hareket edilmelidir.
Haftanın Sözü: “Dilenciye verilen bir ekmek yardımseverlik değildir. Asıl yardımseverlik dilenci açken onunla paylaşılan ekmektir.”
Fidel CASTRO |