12 Haziran 2011 genel seçimleri sonrasında halkımız zihinsel olarak şok bombardımanı altında. Türkiye futbolda şike suçlamalarıyla çalkalanıyor. Taraftarıyla, yöneticisiyle yaklaşık 50 milyon insan kaosa sürüklendi. Gerginlik, düşmanlık, bölünmüşlük alabildiğine körükleniyor. Futbola bu çomağı kim soktu? Daha doğrusu Türkiye'ye bu çomağı kim soktu? Ana gündemlerimiz, sivil yeni anayasa, PKK terör örgütü, yargı sistemini düzenlemek. Ne oldu, niçin oldu, bu şike işini kim yaptı? Ergenokanla, balyozla, deniz feneriyle, 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasıyla uğraşırken üstüne üstlük 8 aydır bu şike ile kamuoyunu meşgul etmek neyin nesi?
………………..
İslam âlemi bilhassa Ortadoğu kaynıyor. Irak, Yemen, Libya, Suriye gibi İslam ülkelerinde kan gövdeyi götürüyor. Türkiye, Ortadoğu'da aktif belirleyici rol oynayacakken kaç türlü meseleyle uğraşıyor. Beyinler ne ile meşgul? Seçim sonrası yemin krizleri, Kanal 7 ve deniz feneri meselesi, Kıbrıs meselesi, İsrail’e kronik krizler, Malatya-Kürecik’e yerleştirilmesi düşünülen füze kalkanı, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuklanması, Uludere olayları, en son MİT yargı problemi. Ve bunun gibi birçok sorun. ABD yetkililerinin her gün Türkiye ziyaretleri var.
Millet şaşkına döndürüldü. Soruyorlar, ‘bunların arkasından neler gelecek?’ diye. ABD eski başkanı Clinton 1999'da İstanbul'da Agik zirvesinde Hıristiyan bir toplumun devlet başkanı sıfatı ve gözüyle şöyle demişti: ‘Bölgede ve dünyada milyarlarca insanın geleceği 25 yıl boyunca alacağımız kararlara bağlı. Beraberce inşaa etmek istediğimiz gelecek Türkiye'nin evindeki demokrasiyi derinleştirmesiyle başlıyor. Evrensel insan hakları beyannamesinin söz verdiklerinin gerçekleştirilebilmek için daha yapacağımız çok şey var. Bu konular üzerinde durmamızın sebebi Türkiye'nin başarısında derin bir çıkarımızın olmasıdır. Kimi Hıristiyan politikacıların ''Bizi siz kurtaracaksınız'' ve ''İşbirliği yapalım'' çağrılarını da bunun üzerine ilave edelim. 2001'den bugüne dönen bu abra kadabraları düşünün. Acaba futboldaki bu şike depremi bu önemli meseleleri örtmek için mi?
En son seçimde milletimizin yaklaşık yarısının helal oylarını alarak üçüncü kere tek başına iktidar olan imanıyla, inancıyla ve metanetli duruşuyla çok eski yıllardan beri tanıdığımız, güvendiğimiz Sayın Başbakanımız Recep Tayyib Erdoğan'ın yukarıdaki saydığımız birçok sorunu kararlılıkla ve sabırla üstünden geleceğine inanıyoruz. Ayrıca bu sıkıntılar neticesi rahatsızlandığını düşünüyoruz. İnancımız rahatsızlığının süratle düzeleceği sorunları ivedilikle çözüp memleketimizi aydınlık günlere götüreceğine inancımız tamdır.
……………………..
TV'de Anadolu’nun Sesi programı..
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce, program yöneticisi aile dostumuz Sayın Zekeriya Solmaz beyin katkılarıyla TRT Anadolu TV'de Yalova’yı tanıtan program yaptık. Gazetemiz Haberci’nin köşe yazarı olarak ben, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat, telefonla da kıymetli kardeşim Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Gürel programda birlikte olduk. Yalova’mızın ilçelerini, beldelerini, turizm yörelerini, ekonomik faaliyetlerini, tarihi konumunu ve coğrafyasını anlattık. Kıymetli bayan valimizin de, belediye başkanlarımızın da bu Anadolu’nun Sesi programında Yalova’mızı en güzel şekilde anlatmaları en büyük arzumuz. En üst seviyede ve milletvekillerimizin de katkılarıyla bu program şirin ilimizin yetkililerine her zaman açık olacağı müjdesi ve bilgisi bizlere söylendi. Bizler de bu bilgilendirme misyonunu değerli hemşerilerimizle paylaşıyoruz. En derin saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.
…………………..
NOT: Kıymetli arkadaşım Muharrem Er'in babası ve rahmetli Hasan Bora ağabeyin eşi Bülent Bora'nın annesi vefat etti. Er ve Bora ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Kıymetli amcamıza ve teyzemize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. |